BU ETKİNLİK TAMAMLANDI
Yoksulluk, salt bir kaynak yetersizliği olmanın ötesinde, siyasal iktidarların mevcut eşitsizlikleri meşrulaştırmak ve kitleleri kontrol altında tutmak için inşa ettiği derin bir ideolojik mekanizmadır. Neoliberal dönemde bir "yoksulluk endüstrisine" dönüşen bu süreç, sorunun kaynağını sistemin yapısal arızaları yerine bireylerin "yetersizliklerinde" arayarak yoksulu pasif bir tebaaya dönüştürmeyi hedefler. Özellikle Kürt meselesi bağlamında yoksulluk; tarihsel mülksüzleştirme, zorunlu göç ve anadilinde eğitim mahrumiyeti gibi politik araçlarla sistemli bir biçimde üretilmekte, siyasi kimlik taleplerini bastırmak ve toplumu sosyal yardımlar üzerinden devlete bağımlı kılmak için stratejik bir "ehlileştirme" alanı olarak kullanılmaktadır.
Özgür Amed, Şerif Camcı ve Semiha Arı'nın düzenleyeceği bu panel, yoksulluğu bir "lütuf veya sadaka" ilişkisinden çıkararak hak temelli bir adalet ve eşit yurttaşlık zeminine taşımayı amaçlar. Mevsimlik tarım işçiliğinden çocuk emeğine, kadın sömürüsünden pedagojik eşitsizliklere uzanan kuşaklararası yoksulluk zincirini kırmanın yolu, barışı yalnızca çatışmasızlık olarak değil, onurlu yaşamın kurumsal güvencesi olarak kurgulamaktan geçmektedir. Toplumsal barış ve özgürlüğün ancak yerel demokrasiyi güçlendiren, bağımlılık ilişkilerini reddeden ve toplumsal dayanışmayı özgürleştirici bir özneleşme süreci olarak gören özgün yaklaşımlarla inşa edilebileceği vurgulanarak, çözümün ortak demokratik zemini tartışmaya açılacaktır.
Moderatör:
Nihal Bozhan Özbek